Now Playing Tracks

Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!

When entering a new year, I wish you peace and love. Wars, suffering and disasters, such as one year behind her husband passed away.. hoping for many Years!

Herkese Günaydın… Mutlu Bir Gün,Mutlu Bir Sabah Diliyorum…Şansımız Bol,Bahtımız Açık,Herşey Gönlümüzce Olsun…

"Good Morning, Friends…All Of Us Happy Day,I Wish You A Happy Morning.."

Teşekkür ederim arkadaşlar…hatırlarsanız geçenlerde bir trafik kazası geçirmiştim.İşte! o kazada şiddetli sarsıntıdan dolayı boyunumda bir kas zedelenmesi problemim oluştu..Bu yüzden’de iğne tedavisi oluyorum…Geçmiş olsun dilekleriniz için çok sağ olun,var olsun…benim asil yürekli dünyalar güzeli değerli dostlarım…iyi ki varsınız…daima’da var olun..Sevgilerimle.

VATAN ATEŞ ALTINDADIR, ŞİMDİ SAĞ-SOL DEMEDEN TEK YUMRUK OLMA ZAMANIDIR…

(Sevgili dostlarım, biraz uzunca bir makale oldu. Sabrınıza sığınarak diyorum ki, lütfen yazıyı sonuna dek okuyun ve görüşlerinizle, yorumlarınızla birleşme çabamıza sizler de katkıda bulunun. Çünkü artık hiç vaktimiz kalmamıştır. Vatan elden çıkmak üzeredir…)
1923 Devrimi ve Kemalist Cumhuriyet yoğun bir saldırı ile karşı karşıyadır bugün. Ülkemiz ABD, AB ve yerli uşakları tarafından teslim alınmıştır.
Birliğimiz, bütünlüğümüz, üniter yapımız yok edilmek istenmektedir.
Sevr gündemdedir.
Ordu, yargı, tüm ulusumuz ateş altındadır.
Vatanımız ateş altındadır.
Bugüne değin ulusalcılara, ulusal düşünceye, Atatürk devrimlerine, Cumhuriyete, Türk’e, Türklüğe bu denli pervasızca, açıktan dil uzatılmadı. Bu denli yüksek perdeden sövülüp sayılmadı. Bağımsızlık düşüncesi bu denli aşağılanmadı.
Adalet, hukuk siyasallaşmıştır günümüzde. Bu ülkeye yıllarca hizmet etmiş generaller, politikacılar, sendikacılar, yazarlar, çizerler, ruh hastalarının, eski PKK’lı katillerin tanıklığı ve 25 kuruşluk CD’lerle dört duvar arasına atılmıştır. Çoluğundan, çocuğundan, sevdiklerinden uzakta, esir muamelesi görmektedirler.
Bu haksızlıklara, yasa dışı uygulamalara karşı çıkan, direnen yargıçlara, savcılara, mahkemelere, basına, yurtseverlere, komutanlara ise çeşitli yıldırma, sindirme, korkutma yöntemleri uygulanmaktadır.
Yasama, yürütme, yargı erklerini tekeline alan AKP iktidarı, Türkiye’yi dilediği gibi yönetme, Türk’ü, Atatürk’ü, laik düzeni yok etme sevdasına düşmüştür.
Dinci faşizm kol gezmektedir… İşbirlikçi, taraf basın “Mütareke Basını”na dönüşmüştür. Emperyalizmin ve zalimlerin sözcüsü durumundadır bugün. Giderek daha da saldırganlaşmaktadır.
BUGÜNKÜ ORTAMDA, GERÇEKÇİ, YAKICI, CAN ALICI, TEMEL SORU ŞUDUR:

İmamların ve emperyalist haçlı ordusunun işgalinden aziz vatanımızı kurtarmak için ne yapmalıyız? Nasıl bir yol izlemeliyiz? Yüzyıllardan bu yana emperyalist güçlere hizmet etmeyi, vatan satıcılığını meslek edinmiş bu dinci çetelerden güzel yurdumuzu nasıl kurtarmalıyız?
Şu, bilinen bir gerçektir ki, Mustafa Kemal Atatürk örneğinde görüldüğü gibi her ülkede devrim kendi yolunda, kendi çizgisinde ilerler. Çünkü her ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel yapısı farklıdır… Her ülkede devrim objektif koşullara bağlı olarak, gerçeklere uyacak şekilde yönlendirilir. Hiçbir ülke için önceden hazırlanmış kurtuluş reçeteleri, şablonlar bulunmamaktadır.
Ama Küba, Venezüella, Bolivya, Vietnam gibi başarıya ulaşmış ülkelerin deneyimlerinden yararlanmak da yurtsever kadroların doğru kararlar alıp, doğru uygulamalar yapabilmesi için gereklidir.
Bu açıdan bakınca Latin Amerika devrimleri, emperyalizme karşı savaşım verenler için zengin bir kaynak ve kılavuz olmaktadır. Hele bir de ülkelerimiz arasındaki yakın benzerlikler göz önüne alınırsa bu deneyimlerin ve pratiğin değeri bir kat daha artar.
Örneğin neoliberaller, işbirlikçiler, kaşarlanmış vatan satıcıları, sarı sendikacılar Latin Amerika’da da vardı. Toprak ağaları orada da köylünün kanını, iliğini sömürmekteydi. Orada da yandaş basın kitleleri uyutmak, boş işlerle beyinlerini yıkamak için tüm gücüyle çalışıyordu?
Peki, bizdeki koşulların bir benzerini yaşayan Chavez’ler, Morales’ler, Lula’lar nasıl başarmışlardı? Neydi yöntemleri? Ülkelerimiz arasındaki sosyo-ekonomik benzerlikler nedeniyle Venezüella lideri Chavez’i örnek alıp, inceleyelim şimdi.
Önce şunu belirleyelim, Chavez her zaman ve her koşulda antiemperyalist bir çizgi izledi. Yaşamını ezilen ulusların ve halkların davasına adadı. Bağımsızlık bayrağını hep yükseklerde tuttu.

Geçmişin devrimci birikimlerinden ve deneyimlerinden yararlandı. Hepsinden önemlisi yozlaşma ve neoliberal düşüncelerle her zaman mücadele etti. . Başıbozukluğa, serüvenciliğe, bireysel davranışlara asla izin vermedi.
Başarısızlığı hiç aklına getirmedi. Halka güvendi. Halka gitti. Başından beri kitlelerle birlikte hareket etti. Onları örgütledi. Disiplinli bir mücadele yürüttü.
Halkla bütünleşti. Birleştirici oldu. Temelleri olan, sağlam bir bütünleşmeydi bu.

Örneğin,11 Nisan 2002’de ABD, kilise, bazı yüksek rütbeli subaylar ve gerici bürokrasi Chavez’e karşı bir darbe düzenlemiş, onu iktidardan uzaklaştırmıştı. Ama halk Öyle bir dayanışma, bilinçlenme içerisine girmişti ki olaydan birkaç gün sonra sokaklara dökülmüş, darbeye izin vermemişti.
Karşı devrimciler ve emperyalizm bir “Şili örneği”ni Venezülla’da da uygulamak istemişler ama karşılarında emekçileri ve yoksul halkı bulmuşlardı.
BU KISA AÇIKLAMADAN SONRA ŞİMDİ ÜLKEMİZE BAKALIM.
Vatanımız ateş altındadır. Vatan elden gidiyor, parçalanıyor, ihanet çeteleri dağdan inip, ülkeyi teslim alıyor, ama biz kırk bir parçaya bölünmüşüz. 41 parti, 41 başkan, 41 başkan yardımcısı…
Kırk bir kere maşallah!

Her kafadan, her partiden ayrı bir ses çıkıyor. Herkes “en iyi ben bilirim, en iyi ben yaparım en doğru ben düşünürüm…” havasına girmiş. Kimse kimseyi beğenmiyor. Şarkıda söylendiği gibi, insanın, “Sen neymişsin be abi…” diyesi geliyor.
Şimdi biz de diyoruz ki “Sorunlara bu kadar ayrıntılı, bu kadar farklı pencerelerden bakmaya ne gerek var? ABD, AB destekçisi olmayan yurtseverler antiemperyalist, antifaşist cephede bir araya gelip, kenetlensinler, yeter. Sorun çözümlenir.”
Her şeyin haraç mezat satıldığı, Sevr haritalarının havada uçuştuğu, yurtsever insanlarımızın dört duvar arasında tutsak alındığı, siyasal İslam’ın 19 Mayısları, Kemalist Cumhuriyeti yok etmeye çalıştığı bir ortamda ayrıntılara dalmaya, “meleklerin cinsiyetini” tartışmaya hakkımız ve vaktimiz var mı? Sen ben çekişmeleri ile zaman öldürebilir miyiz? Bu kadar çok parçalanma, bölünme lüksümüz olabilir mi?
ATATÜRK bugünkü ortamda yaşasaydı, böyle mi davranırdı? Zamanı gereksiz tartışmalarla boşa mı harcardı? Yoksa en geniş cephede birleşip, bütünleşerek, eyleme mi geçerdi?

Bu konuda ATTİLA İLHAN şunları söylüyor:
“En büyük kötülük şu; Batı son 50 sene içinde Türkiye’de küçük küçük siyasi guruplar yaratarak bizi birbirimize düşürdü. Hâlbuki her şeyden önce bunların birleşmesi lazım ki vatan dokusu oluşsun. Gazi’nin Ankara’da oluşunu bir düşünün. Gazi’nin bir tarafında Ziya GÖKALP vardı. Bir tarafında Yusuf AKÇURA, arkasında Mehmet Akif vardı ve Mustafa Suphi‘yi de çağırmıştı. İslamcı, Türkçü, Kemalist ve Komünist hepsi beraber olmasaydı bu savaşı kazanamazdı. Şimdi de aynı espri içine girmemiz lazım.”

ŞİMDİ BİRLEŞME, BÜTÜNLEŞME ZAMANIDIR
Artık mevki düşkünlüğünü, koltuk sevdasını bir yana bırakmalıyız. Vatanın kurtuluşu yolunda gerektiğinde BİR SIRA NEFERİ GİBİ savaşmasını da bilmeliyiz. Özverili davranmalıyız. “Küçük olsun, benim olsun” anlayışını kesinlikle terk etmeliyiz.
Biz, AKP – PKK – BDP ihanet ortaklığına karşı tüm partileri, antiemperyalist, antifaşist, ulusal cephede birleşmeye davet ediyoruz.
Aslında AKP, içinde bulunduğu bugünkü perişan ve aciz durumuyla dokunsan, düşecek duruma gelmiştir. Bazen de hiç itmeye bile gerek kalmadan kendi kendisine düşmektedir. Ama her düşüşünde onu kolundan tutup kaldıranlar var…

Zaman şimdi, sağ olsun, sol olsun, tüm ulusalcıların, tüm milli partilerin birleşme zamanıdır. Bu görevden kaçanların, zamanı boş tartışmalarla, gevezeliklerle geçirenlerin, KOLTUK DEĞNEKLİĞİ yapanların aslında, vatanımızı işgal eden haçlı irtica ve emperyalist ordudan hiçbir farkı yoktur. Bunlar aslında milliyetçi görünüp halkı aldattığı, arkadan dolandığı için işbirlikçi siyasal İslamcılardan daha da tehlikelidirler ve ihanet içerisindedirler…
ARTIK PARTİCİLİK YOK. GRUPÇULUK YOK. ÖNCE VATAN.
Öyleyse ABD’yi, AB’yi emperyalist devlet olarak kabul eden, tam bağımsızlığı savunan, emperyalizmle hiçbir alanda uzlaşmayan partiler, gruplar, bireyler farklılıkları, ayrıntıları sonradan tartışmak üzere bir kenara bırakıp, güç birliği temelinde bir araya gelmelidirler. Tarihimizin kurtuluşçu, aydınlanmacı geçmişine ve önderlerine sahip çıkan örgütler birlik beraberlik içerisinde birleşip bütünleşmelidirler…
Gerisi, hikâyedir, masaldır, maval okumaktır… Suça ortak olmaktır…

 

hogwartstakilerden:

umursanmayaninsan:

gercekmutluluk:

orijinalisimdusunuyorum:

uzunkiprik:

verbenibanageri:

hungryforirish:

bayankivircik:

HAYATIMDA GORDUGUM EN GUZEL GIF

EN GÜZEL GİF LAN EN GÜZELİ HER TÜRK REBLOGLASIN BUNU

Siz halaa New York, Los Angeles, Boston, Londra fotolarını rebloglamaya devam edin.Yalancı milliyetçiler

İŞTE BU!

BARİ BU SEFER RB’Yİ ÇÖKERTELİM

HARİKASINIZ…

Abi New York fotoğrafı falan paylaşınca yalancı milliyetçi mi oluyoruz

Evet hayatimda gordugum en guzel gif ama son yoruma katiliyorm

(Kaynak: sonsuzlugayolcu)

We make Tumblr themes